61243

DOKUNMADAN

Bir tren garında başlıyor Adalet’in geçmişe doğru yolculuğu, sonuna varana dek neredeyse tüm ulaşım yolları aracı oluyor arayışına. Sürprizlerle dolu, sürükleyici bir serüven bekliyor bizi Dokunmadan’ın sayfaları arasında. İnsanlığın ilk günahını, o yasak elmayı, Habil’i, Kabil’i hepimiz biliriz de söz konusu öz ilk günahımız olunca insan ne kadar hızlı, ne kadar doğru cevap verebilir muamma. Adalet 29 yaşında, ölümden dönüyor. Sonra da bu muammanın izine düşüyor. Karmik bir yaklaşımla, geçmişten gelen bu yükü sırtından atarsa arınacağına inanıyor ve yola koyuluyor. Fakat yolculuk tahmininden çok daha fazla zaman alınca, her seyyah gibi o da varılacak nokta bir yana dursun, yolda olma hali ile besleniyor, yaralarını belki de yol alarak sarıyor.
Adalet’in ilk günahı Mahsun’un izinde; yanına yoldaş, derdine hızır Sadi Seber ve can dostu Hülya ile trenden otobüse, vapurdan uçağa koşturup dururken sürpriz üzerine sürprizle karşılaşıyoruz. Nermin Yıldırım’ın nüktedan dili de keyfi katmerliyor. Ara ara Adalet’in kulağına fısıldayan rüzgar ise şöyle serin bir tokat vuruyor yüzümüze, kendimize geliyoruz. Her ne kadar adına Sultanşehri, Çaybeli, Moran diyor da olsa o rüzgar üzerindeki süsü kazıyıp ardındaki gerçekle çarpıyor bizi. Sadece yaptıklarımız arasından mı seçilir hatalar, yoksa hareketsizlik de suçlu kılar mı bizi? Susmak da elimizden alır mı masumiyetimizi? Birbirimize dokunmadan sürdürdüğümüz küçük hayatlarımızda, ne önemi var ki varlığımızın ihtiyaç duyan bir omza el atmadıktan sonra...
Bizi sessiz kaldığımız anları düşünmeye sevk eden, bununla birlikte son derece sürükleyici ve eğlenceli bir roman yazmış Nermin Yıldırım. Keyifle okumanız dileğiyle.
@handanbali