61243

@tekezgi

Neden şiirlerde hâlâ, altını çizdiğim mısralar, karanlık bir ayet gibi inançlarımı körelttir. Neden, bir bataklık gibi gönlümde, yeşermeye hevesli cevherim, endişelenir gün yüzlerinde. Neden yine de suyu akmaz bu çeşmeyi görünce tepesinde sevinçle, beyitler depreştiririm. Hâlbuki beyitlerim de, suyu akmaz çeşmeler gibi, devri geçmiş, yüz çevrilmiş de kendisine; hep bekleyip, hiç bir daha avuç açıp karşısında biri eğilmeyecek ki, içini dökebilsin. İçi.. çürümez mi ?

Sana bunları sormaya gelmedim çınar ağacı. Eteğimin rengine denk düşen bir şeyler var bu kadrajda, sen buna da aldırma. Bu benim, beni oyalayan öylesine heveslerim; gelip geçici. Belki de, gelip de, geçmeyecek şeylerin, yerinden edilmesi için. Şimdi ben burada neşelenir, üşüyünce herkes gibi evime gitmem; biraz daha aşağıları, tren yolunu da görmek ister, öyle dönerim. Bir mısranın içinden, derin bir soluk alarak:

“Sevin, rüzgâr sarınca bağı,

kabartırsa yaşam dalgasını her yanda:

Bir ölünün ta dibe indiği yer burası, anılarla karmakarış yer,

bahçe değil, kutsal kalıntılar korunağı."

Yazan: Ezgi TEK @tekezgi